BAŞVURU VE MÜLAKAT TAVSİYELERİ


Bu soruyu çok kez cevaplamak zorunda kaldığım için bir comTalks yazısına dönüştürmenin daha geniş gruplara fayda sağlayacağını düşündüm. Pek çoğumuz Türkiye’deki şirketlerde çalışıyoruz fakat kaçırdığımız dev bir fırsat olabilir. Özellikle iş hayatınızın son 24 ayında yeni bir şey öğrenmediyseniz sizin için tehlike çanları çalıyor demektir. Kariyerimizin bir sonraki adımında yabancı bir şirketle çalışmak bize yeni ufuklar kazandırabilir. Dışarıda daha fazla fırsat ve tabi beraberinde rekabet olduğunu hepimiz biliyoruz.

Her hafta yaklaşık 500-600 başvuru yöneten biri olarak, uzaktan çalışılacak işlerde rakiplerden farklılaşmak için neler yapılması gerektiğiyle ilgili bazı incelikler paylaşmak istiyorum. Daha önce yüz yüze görüşme yaptığım arkadaşlar dejavu yaşayabilir çünkü kesin bahsetmişimdir bu farklılaşma yollarından. Özellikle uzaktan çalışacağınız bir işe başvuru yaparken dikkat etmeniz gereken bazı detaylar var;

1- TİCARİ DEĞERE ODAKLANIN, YEREL ŞİRKETLERİ UNUTUN

Bir düşünelim, Avrupa veya Crossover gibi US merkezli platformlar üzerinden iş arıyorsunuz ve kendinizi anlatmanız gerekiyor. Her zaman sizi değerlendirecek kişinin perspektifinden bakmaya çalışmakla başlayın işe. Yaptığınız bir yazılım projesinin değerini anlatırken “Arçelik’e şöyle bir proje yaptım çok güzel oldu” demek yerine “Türkiye’nin lider beyaz eşya üreticisine yaptığım x projesi x kişiye ulaştı ve toplamda x dolarlık değer yarattı” demeye çalışın. Unutmayın, Türkiye’de çocukluğunuzdan beri maruz kaldığınız medya akışı sebebiyle herkesin bileceğini düşündüğünüz marka ve kişileri Türkiye dışındakiler bilmiyor olabilir, hatta gerçekçı olalım, bilmezler.

Burada çekinecek bir şey yok, kendinizi övmüyorsunuz, mesleki olarak başarılarınızı anlaşılabilir bir formatta aktarıyorsunuz. Bunda başarılı olabilmek için öncesinde oturup düşünmekte, biraz veri madenciliği yapmakta fayda var, kendinize sormakla başlayın “ben kimler için neler yapmışım ve ne gibi faydalar üretmişim?”. Her proje için ilgi görecek verilerin listesi şöyle;

  1. Kaç $ kazandırdın?
  2. Kaç $ tasarruf ettirdin?
  3. Projen kaç kişiye ulaştı?
  4. Nasıl bir veri yapısı vardı?
  5. İş zekası anlamında neler ürettin? Veriyi nasıl kullandın?

2- PROJENİZİ HAZIRLARKEN DETAYCI VE TİTİZ OLUN

Burada en önemli kurallardan biri başvurudan sonraki adımda karşınıza çıkacak sınav esnasında verilecek özellik/kural listesine %100 uymak. Şunu her zaman akılınızda tutmalısınız ki, projenizi değerlendirecek kişi süper yetkin biri olmayabilir. Yalnızca belli kurallara göre değerlendirme yapan nispeten daha az deneyimli biriyse projeniz direkt elenir veya eksi puan alır. Bunun önüne geçmek için değerlenirici gözünden bakmalı ve istenenleri eksiksiz vermeye çalışmalısınız. Doğaçlayarak vizyon farkınızı ortaya koyma işi bundan sonra gelir. Peki bu nasıl oluyor? Bazı mesleki örneklerle gidelim.

Yazılım Projesi: Eğer mimari seviyede deneyim gerektiren bir pozisyona başvuruyorsanız bir kere düşünün, sizi ne farklı yapabilir? Doğaçlamaya başlamadan önce specleri dikkatle okuyun ve projenizi öyle hazırlamaya başlayın. Bazı şeyler dünyanın her yerinde aynıdır, bu alandaki altın anahtarları şöyle sayabiliriz: function reliability, design documents and UML, function modularity.

UI, UX ve Dijital Tasarım Projesi: Yaptığınız işin günlük bir iş olmadığını ve tam anlamıyla “kurşun geçirmez” olması gerektiğini unutmayın. Kendiniz için tasarım yapmadığınızı, elinizde A/B verisi olmasa dahi geçmiş deneyimlerinizi kullanarak etkileyici işler yapabileceğinizi unutmayın. Mutlaka cross-platform çalışmaya, renk ve listeleme seçenekleri ile mümkünse tüm varyasyonları bir kütüphane olarak çalışın. Burada benim gördüğüm en etkileyici örnekler, tema satılan siteler, pazardaki rekabet onları çok kreatif ve detaycı olmaya zorlamış. Bir iş başvurusu yaparken örnek alınabilir.

Finans Projesi: Genellikle sanal bir fatura/işlem seti üzerinden veri çıkarma ve vizyon gösterme olarak gerçekleşen sınavlarda UFRS kurallarına bire bir uyarak global standartlara ilişkin bilgi ve aşinalığınızı göstermekte fayda var. Mesleğin gereği olarak yoruma dayalı kalmak yerine veriye dayalı kalmak ve mümkünse eldeki veriyi projeksiyon modellemeleriyle ileriye dönük değerlendirmek bir artı olabilir.

Pazarlama Projesi: Ülkemizde yeni yeni farkına varılsa da tüm dünya artık şunu çok iyi biliyor. Devasa pazarlama departmanları ve yaptığı işin “sanat” olduğuna inanan kibirli pazarlama direktörleri işsiz kaldılar veya kalmak üzereler. Bu vadenin 5 yıl olması hiç bir şey değiştirmiyor. Pazarlama dünyasını yakın zamanda sık sık dile getirdiğim Growth Hacker’lar domine edecekler. Sektör ve iş farketmeksizin düşük bütçelerle deneyler yapabilen ve ölçekleme yollarını bilen Growth Hacker’lar koca pazarlama departmanların işlerinden edecekler. Bu anlamda eğer pazarlama ile uğraşan biriyseniz mutlaka şu kitabı okuyun ve kendinizi veriye dayalı pazarlama yapan bir profesyonel olarak konumlandırın. Yazının bir önceki bölümünde bahsettiğim gibi mutlaka ve mutlaka “business value” anlatın. Gizli sayılan şirket verilerini şayet yayınlayamıyorsanız da kişisel portfolyonuzda mutlaka saklı tutun ve başarılarınızı net verilerle göstermekten çekinmeyin. Şimdiye kadar bu işi yapmadıysanız da geç kalmış değilsiniz bundan sonra böyle düşünmeye gayret edin. İşaret ettiğim kitap önemli çünkü veriyi nasıl sunacağınız konusunda ciddi örneklerle sizi bilgilendirebilir.

Şimdilik detaylarına girmiyorum çünkü bu üç konuyu ayrı ayrı ustalarıyla röportaj yaparak işlemek istiyorum ilerleyen günlerde. Pazarlama ve UX dışındaki alanlarda bilgim eksik olabilir eksikte yönlendirmek istemiyorum.

Ek olarak klasik bir işe alım sürecinde proje hazırlarken şayet verilmiş bir “beklentiler listesi” varsa tüm detaylara çalışmakta fayda var. Öyle ki hazırlamanız istenen projenin açıklamasında “opsiyonel” notuyla yer alan tüm özellikleri de projenize dahil etmelisiniz. Opsiyonel yazsa da arka tarafta genelde notlanıyordur. Birazcık daha çalışarak kusursuz bir iş teslim etmek varken global işlerde rekabette göz önüne alındığında risk almaya değmez.

3- ŞAKA DEĞİL, LİNKEDİN PROFİLİNİNİZİ GELİŞTİRİN

Küçük bir detay gibi görünse de başvuru sürecinin ilk adımında minicik bir formu doldururken veya linkedin hesabınızı bağlarken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Adı üstünde işe alım uzmanları genelde yeni bir kariyer yolculuğunun ilk adımı olurlar. Önlerindeki filtrelere göre çeşitli adaylara ulaşıp onları karar vericilere taşıyarak süreci başarıya götürmeye çalışırlar. Tamda bu noktada hayalinizdeki şirketin işe alım uzmanının sizin kadar deneyimli olamayabileceğini düşünün ve basit bir şekilde mesleğinizi ve deneyiminizi anlatmaya gayret edin.

Burada küçük bir tavsiye, “Code Monkey” falan gibi genele göre anlamlı olmayan ünvanlar kullanmak yerine “Enterprise Software Architect” gibi daha geniş kullanımlı ünvanları tercih edin. Burada yaptığınızın SEO’dan pek farkı yok, yine filtreleme ve tüketim tercihi yapacak bir insan grubuna göre içerik geliştiriyorsunuz. İşe alımcılara göre.

Beklentiyi doğru yönetmek adına, henüz sektörde 1 yıllık deneyiminiz varsa şayet (-ki bu utanılacak bir şey değil), ünvanınıza Senior Mobile Developer yazmayın. İşe alım uzmanı son derece robotik bir şekilde (siz ne kadar yetenekli olursanız olun) toplam iş deneyiminizle ünvanınızı karşılaştıracaktır, komik duruma düşmeyin. Unutmadan, eğer iş arayışınız varsa Linkedin’de deneysel bir projenizde (kişisel blogunuz olur bu genelde) Founder, CEO falan olarak işaretlemeyin kendinizi. Genel aday filtrelemesinde işe alım uzmanlarının çoğu bu ünvanları otomatik olarak eliyor, bilginize.

Son olarak bu bölümün en can alıcı tavsiyesi geliyor  Profilinizde lütfen düğün fotoğrafınızı kullanmayın. Lütfen 

4- KENDİ ALANINIZDA BİR KANAAT ÖNDERİ OLDUĞUNUZU (VEYA BUNA DÖNÜŞME POTANSİYELİNİZ OLDUĞUNU) GÖSTERİN

Sosyal medyadaki paylaşımlarınızın en az %80 oranında mesleki bilgi içerdiğinden emin olun. Tamamen ticari olmak zorunda değil ama birikim sahibi olduğunuzu düşündüğünüz alanla ilgili özgün içerik paylaşmaya dikkat edin. Söylerken çok kolay ama anlamlı paylaşım yapmak bir bilinçaltı beslenme işi, zihninizi bir konuda beslemek için ciddi bir okuma listesi ve disiplini geliştirmeniz gerekiyor. İlgilendiğiniz alanda dünyada isim yapmış kişilerin okuma listelerine ulaşmaya çalışarak başlayabilirsiniz. Hatta bir adım ileri giderek direkt mail atarak sorabilirsiniz. Goodreads gibi servislerde faydalı olabilir. Sonrasında benim şu adreste derlediğim gibi sizde kendi okuma listelerinizi başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Tüm bunları elbette önce bilgi/deneyim paylaşmak için yapın fakat şunuda unutmayın; Pek çok şirkette “sanity check” dedikleri bir değerlendirme mekanizması var. Yani işe almadan, hatta mülakat bile yapmadan önce twitter, facebook, linkedin vs kontrol edilip hakkınızda hızlıca fikir edinmeye çalışıyorlar. Daha açık olalım, akıllı bir insan mı diye bakıyorlar. Hak verin, kimse bir ruhsal bozuklukları olan biriyle çalışmak istemez.

Özel hayatınız için sosyal ağları hiç kullanmayın demiyorum tabi ama platformlardan birini seçip onu sadece bu amaca ayırmak akıllıca olabilir. Benim örneğimde bu Instagram.

5- NEGATİF YORUM YAPMAKTAN KOŞARAK KAÇIN

Geçtiğimiz hafta yayınlanan Uzaktan Çalışma İtirafları yazısının üçüncü bölümünde paylaştığım gibi, eğer siyasi bir iddianız/ağırlığınız yoksa sosyal alanlardaki içeriğinizin direkt veya dolaylı yoldan siyasi olmasınında anlamı yok. Eğer sizinde siyasete etki gücünüz benim gibi 4-5 yılda 1 oy ise sosyal alanlardaki paylaşım-takip oranınızı buna indirgeyin. Buda yuvarlak bir hesapla dört yıllık paylaşımlarınızın %0,07 kadarı siyasi olabilir demek. Yani yılda 1, dört yılda 4 tane siyasi paylaşım hakkınız var, iyi kullanın  Mevcut oranınızı öğrenmek istiyorsanız son 10 paylaşımınız üzerinden mevcut oranınızı hızlıca öğrenebilirsiniz.

Bir adım ötesi olan küfür, hakaret ve argo konusu var. İnanın klavye başında bir şeylere küfür etmek (ne kadar hak ederlerse etsinler örn: Kızılay Patlaması, Beyoğlu Patlaması) sizi daha mert, daha açık sözlü veya daha cesur biri yapmıyor. Dünyada bu kadar pozitif şey olurken sürekli birilerine söven bir insana dönüşmeyin. İlham almak ve “güzel şeylerde oluyor” diyebilmek istiyorsanız Kickstarter kampanyalarını takip edin, zehir gibi, gencecik pek çok insan yeni şeyler deniyor. Esasen agresif paylaşımlar sizi rahatlatmıyorda, sosyal medya üzerinden size karşıt görüşte olan birilerinin fikrini değiştirmekte imkansız olduğuna göre, bence buna dikkat etmekte fayda var. Yüksek ihtimalle profilinizi inceleyen işveren veya işe alım uzmanı sizi bir takımın parçası olarak değerlendiriyordur ve kimse denge bozan, agresif birini yanında istemez.

Canavar gibi Türk yeteneklerine ve bilhassa ülkemin müteşebbislerine faydalı olması dileğiyle. Yabancı şirketlerle mülakat deneyimlerinizi yorumlarda paylaşarak konuyu zenginleştirebilirsiniz.